Kemal Okuyan AKP kongresini değerlendirdi: AKP'nin elinde bir öykü kalmamış

25.03.2021 - Perşembe 16:10

soL TV'de yayınlanan "Kemal Okuyan'la Gündem" programında bu hafta TKP Genel Sekreteri AKP kongresinin ardından değerlendirmelerde bulundu.

Okuyan, AKP kongresinde ortaya çıkan "lebaleb" görüntülerle Erdoğan'ın kitlesine 'Bizi salgın bile durduramaz' mesajı verdiğini söyledi. Erdoğan'ın konuşmasını çok kısa bir süre izlemeye tahammül edebildiğini söyleyen Okuyan, sıkıcı ve bomboş bir konuşma olarak nitelendirdiği konuşmayla ilgili şunları söyledi:

"Heyecansız, anlamsız bir kongre olduğu için o kadar uzun bir selamlama yapmış belli ki. AKP'nin elinde bir öykü kalmamış. 'A Takımı' deniyor, artık AKP'den 'A Takımı' çıkmaz. AKP'de yeni bir siyaset üretimi olamaz. Belli aralıklarla siyasi partiler toplanır, tartışır ama burada göstermelik de olsa bir tartışma yok. Herkes MYK'ya, kabineye odaklanıyor. Her gün konuşan biri gelip çıkıyor, ona bağırıp çağıran bir topluluk var ve buna kongre diyorlar. AKP'nin Türkiye'de herhangi bir sözünün olmadığı bir kez daha görülmüş oldu. Gericilik söylemlerinde artışa buradan da bakılmalı. AKP'nin verebileceği gerçekten hiçbir şey yok, daha fazla gericilik dışında. Bugün 'ekonomi' diye yaptığı konuşmada, 'yastık altından dövizlerinizi çıkarın' dışında bir şey söylemedi. Ancak hilafet derler, İstanbul Sözleşmesi üzerinden örf adetlerimiz derler. Bu iyi bir şey. İktidar partisinin onca beklentiye rağmen cebinden hiçbir şey çıkartamaması bizim üzüleceğimiz bir şey değil."

'Düzen siyasetinden kopmadan Türkiye solu bu topluma nasıl umut verecek?'

Şule Aydın, AKP'ye yönelik tepkilerin nasıl biriktiği konusunda konuşan Okuyan'a "Sol neden tepkileri bir araya toplayamıyor?" sorusunu sordu. Okuyan şöyle yanıt verdi: 

"Sol kendisine özgü birliktelikler üretebilir, üretiyor. Yeter ki sol kendisi olsun. Sol'un kendisi olması nedir? Bugün Erdoğan'ın konuşmasında da hakim ton gerici, muhafazakar, dinsel temalı bir tondu. Bu uzun süredir de böyle. Peki buna dönük toplumdaki öfkeye ne oldu? Bu öfkenin sönümlenmesi... Akit Gazetesi 2-3 günde bir 'Hilafeti getireceğiz' diyor. Nereden cesaret alıyor? Bunun önündeki direnci yok ettik. Burada en başta CHP'de, ama 'sol'da da sorumluluk var. 'Sol' uzun bir dönem laiklikten vazgeçebileceğini düşündü. Türkiye toplumu bu tartışmaların meşru olduğunu düşünmeye başladı. Bundan 20 yıl önce 'Hilafet geri gelsin' diyemezdi kimse. O Türkiye'yi savunmuyorum ama geriye gittiğimizi söylüyorum. O zaman sol bazı konularını hiç askıya asmayacak. Sınıfsal bakışınızı kaldıramazsınız. 'İyi patronlar da var' derseniz, gerisi gelir. Emperyalizm konusu da böyle. 'Kürt sorununda o kadar da Amerikan karşıtlığı olmasın. Avrupa Birliği karşıtlığı olmasın' dediğiniz zaman solcu olarak, bitiyor. Solcu olmaktan çıkıyorsunuz. Bu Kürt meslesini önemsizleştirmiyor ama Kürt meselesinin emperyalizm eliyle çözülemeyeceği vurgulanmalı. Sol neden bu hale geldi? Sol, sol olmaktan çıktı. Kendimizi ayağa kaldırmak, doğrularımızı tekrar etmek durumundayız. 

2023'te hiç değilse 'alternatif bir düzen' gündeme gelsin yaygınlaşsın. Toplumda bu bir umut haline gelsin. Gelin bunu birlikte yapalım. Türkiye'de yeni ve eşitlikçi bir düzenin kurulması için yürütülecek faaliyetleri ille de tek başımıza yürüteceğiz diye bir iddiamız yok. Ve bu mümkün Türkiye'de. Biz cesur davranmalı, bu laiklik, bağımsızık, eşitlikçilik konularında kendi göbeğimizi kesmeli ve bu 3 cephede karşı tarafla flört eden herkesle ilişkimizi kesmeliyiz. Türkiye yıllar önce 'demokrasi' adına cemaatle flörtleşen solcuları gördü. Düzen siyasetinden kopmadan Türkiye solu bu topluma nasıl umut verecek? CHP ve HDP gölgesindeki solun, Türkiye toplumuna umut verme ihtimali sıfırdır. AKP'yi ayakta tutan da bu. Onlar herkese, her şeye meydan okuyor. Öbür tarafta böyle muhalef var ve sol da buranın aksesuarı yapılmaya çalışılıyor. Olmayacağız. TKP tek başına değil. Umut ediyorum ki sol önümüzdeki dönem kendi göbeğini kesecektir."

'İstanbul Sözleşmesi'nin feshine itiraz edenler haklı ve bunun tartışılacak bir tarafı yok'

İstanbul Sözleşmesi kararıyla her alanda hesaplaşılması gerektiğini söyleyen Okuyan, hukuki mücadelenin yanı sıra konunun özünün de tartışılması gerektiğini vurguladı. Okuyan ortaya çıkan tepkiyle ilgili şunları söyledi:

"Anlamlı bir tepki ortaya çıktı. Bu iktidarın kadınları alt etmesi çok zor. Bu Erdoğan'ı üzüyor. Kadınlarla karşı karşıya gelmek istememesi doğal. İstanbul Sözleşmesi bir taraftan doğru bizim sürekli AB emperyalizmi olgusunun uzantısı gibi görünüyor. Kadınların eşitsizliğinin kaynağındaki sınıfsal, toplumsal sorunlara hiç değinmeden bir metin hazırlamak da bayağı bir başarı işi. İstanbul Sözleşmesi böyle. Ama çok önemli kazanımları da içeriyor. Biz zaten şuna bakarız, bir siyasi tasarruf geriye mi götürüyor, ileriye mi çekiyor? Bu metin içerik ve kaynağı açısından eleştirilse de ileriye doğru bir etki yaratıyor. İstanbul Sözleşmesi'nin feshine itiraz edenler haklı ve bunun tartışılacak bir tarafı yok. 'Bazı ifadeler halkımızı böldü' kısmına kilitliyorlar meseleyi. Kadınların uğradığı eşitsizliklerden, cinayetlerden çıkartıp aslında LGBT başlığına daraltmaya çalışıyorlar. Bu AKP'nin kadın düşmanlığını gizlemeye dönük bir adım. LGBT meselesinin arkasına sığınarak İstanbul Sözleşmesi'ni tartışmak riyakarlık. Kadın meselesinin üzerini örtmesin evet ama Türkiye'de bir LGBT meselesi de var. 'LGBT meselesi meşrulaşıyor' deniyor. E tabii meşrulaşacak. 'Biz onların da yaşama hakkına da bir şey demiyoruz'. Ne demek bu, siz kimsiniz? LGBT bireyler de evet, meşrulaşmak durumunda. İstanbul Sözleşmesi'nin iptalinde 'örf adetlerimiz, aile kurumumuz yeter' dediler. Sözleşmenin imzalanmasının kadın cinayetlerini bitirmediği ortada ama hükümlerin önemini azaltmıyor bu. Bugün Mısır'da bir kadın doktor 6. kattan aşağıya atıldı evine erkek aldığı için, Mısır'daki örf ve adetler yüzünden. Bu Türkiye'de de oluyor. Her gün bu tarz cinayetler işleniyor. Sözleşmenin dilinde toplumu rahatsız eden şeyler var deniyor. Peki alışkın olduğumuz dilde kadın cinayetini teşvik eden şeyler ne olacak? Onlar da örf ve adetlerimizde var. Bugün, karısını öldüren adamı mahkemede gören arkadaşı, 'Sen adamsın, adamın kralısın' diye bağırmış. Tabii o efelenme o cenahta ikiyüzlülükten ibaret olduğu için 'Cinayet işlediğini bilmiyordum' demiş ve serbest bırakılmış. Tam da bu. Türkiye'de karısını bir nedenle öldüren erkekler için bu denmiyor mu? On binlerce kadın şiddetle karşılaşmadı mı? Bu ikiyüzlülükle mücadele etmek gerekiyor."

'Erdoğan Türkiye'nin NATO'daki pozisyonunu iyi pazarlarsa, siyasal sıkışmayı hafifletebilir'

AKP'nin dış politikada izlediği hattı da değerlendiren Okuyan şöyle konuştu:

"Erdoğan bir kez daha kendisini uluslararası operasyonun kurtaracağını düşünüyor. Saadet Partisi'ni Millet İttifakı'ndan koparması Erdoğan'a yetmiyor. Uluslararası alanda zaten hiçbir ülke şu anda göstermelik de olsa özgürleşme demokrasi gibi oyunların peşinde değil. Yani ne Fransa, ne İngiltere, ne Almanya. Olması da beklenmemeli. Başka bir olgu var o da Türkiye'nin giderek önem kazanan ordusu, coğrafi konumu. Bütün bunlar tekrar önem kazanmaya başladı. Türkiye'nin son 1 hafta içinde NATO, AB, ABD, Ukrayna çerçevesindeki görüşmelerine bakınca asıl mesele orada dönüyor. Erdoğan Türkiye'nin NATO'daki pozisyonunu, militanlığını iyi pazarlarsa, siyasal sıkışmayı hafifletebilir."

'Batı'dan laiklik ve aydınlanma gelmez çünkü orada da kalmadı'

Dincilik adımlarının emperyalizmi rahatsız edeceğini söyleyenler bunu biraz da bilerek yapıyor. Bugünkü iktidara karşı çıkanlar bugün en çok kandırılanlar. Batı'dan laiklik ve aydınlanma gelmez çünkü orada da kalmadı. Memleketi karanlığa gömen faşist generallerin inançlarına düşkün olduğunu sanmıyorum ama tepe tepe kullandılar. Sermaye sınıfı bu kadar adaletsizlik, eşitsizlikle yönetilemeyeceğini biliyor. Gerici hamlelerden neden rahatsızlık duysunlar? Faiz, enflasyon tartışmalarında... Türkiye'de enflasyonist ortamda daha çok kâr edecek kesimler olduğu açık. Unutulan şey, yüksek enflasyon dert, istikrarsızlaştırıcı unsur ama sermayeye kaynak yaratan bir araçtır son tahlilde. İsterler demiyorum ama toplumdan sermaye sınıfına kaynak aktarılmasını sağlar. Zaman zaman belli ülkelerde de yararlanılır. Toplumlarda emekçiler zarar görür. AKP oyun kurmakta güçlük çekerken tutarlı kadro politikası da geliştiremiyor. Bugünkü isimlerden de bazıları gözden düşen, bazıları Fetullahçılarla ilişkileri olan kişiler. Yüksek faiz kaçınılmazdı ve bunu birine yaptırtmak istediler, Naci Ağbal görevini yerine getirip gitti. Bundan çark edecekler mi, ne kadar sürecek buna bakacağız. Ben kısa erimde faizleri düşürebileceklerini zannetmiyorum."

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı

YORUM YAZ